Pages

Pages

Sunday, February 14, 2021

KAZANANI OLMAYAN KAYIPLAR!

Akan bir nehirden abdest alırken dahi israf etmeyi men eden bir Peygamberin ümmeti olarak, hepimiz büyüklerimizden ‘nimet israf edilmez günahtır’ sözünü mutlaka duymuşuzdur. Nimet ve imkânlar istifade etmek ve istifade ettirmek üzere bizlere verilmiştir.

İsraf; her türlü nimet ve imkânın sahip olana da, ihtiyacı olan başkalarına da fayda sağlamadan ziyan edilmesidir.

Yoksul ülkelerde gıda yetersizliği sebebiyle vahim boyutlarda açlık yaşanırken gıda israfı bireysel, toplumsal ve küresel ölçekte büyük bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.

BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), çeşitli ülkelerden üniversiteler, kurumlar, kuruluşlar ile araştırma şirketleri gıda israfı verilerinde (farklılıklar ve tutarsızlıklar olsa da), refah seviyesi yüksek toplumların müsrif hayat tarzına ayna tutuyor.

Sahra Altı Afrika ve Güney/Güneydoğu Asya'da kişi başına yılda sadece 6 ila 11 kg gıda israfı olurken, Avrupa ve Kuzey Amerika'da kişi başı gıda atığı ortalama 100 ila 300 kg arasında gerçekleşiyor.

ABD ve Avrupa ülkeleri tarafından çöpe atılan gıda miktarı dünya nüfusunun 2-3 katını besleyebilecek miktardayken, sadece ABD’nin bir yıllık gıda israfı Afrika kıtasının bir yıllık gıda üretimine tekabül ediyor.

Gün geçtikçe çığ gibi büyüyen gelişmiş ülkelerdeki gıda israfı, yoksul insanların sağlıklı besleyici ve yeterli gıdaya kavuşmasının önüne aşılmaz duvarlar örüyor.

BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün raporlarında dünyada üretilen yiyeceklerin %14’ünün daha tüketiciye ulaşmadan çöpe gittiği, dünya ölçeğinde israf edilen gıdanın %50’sinin evlerde çöpe atıldığı, her yıl üretilen gıdaların yaklaşık 1,4 milyon tonunun çöpe atıldığı, ekonomik maliyetinin ise 750 milyar dolar civarında olduğu bilgisi yer alıyor. Boston Consulting Group (BCG) tarafından yapılan araştırmalara göre, gıda atığı miktarı bugün olduğu gibi artmaya devam ederse, 2030 yılında gıda israfının dünya ölçeğinde yıllık 2,1 milyar tona çıkacağı ve bu israfın parasal olarak 1,5 trilyon dolara tekabül edeceği tahmin edilmekte.

Dünya genelinde israf edilen gıdayı üretebilmek için 9,6 milyon kilometre kare olan Çin'in yüz ölçümünden daha büyük bir alana ihtiyaç var.

En çok gıda israfı yapan gelişmiş ülkelerden birkaçının gıda kaybı ile bu kayıptan doğan ekonomik maliyet korkunç bir tabloyu gözler önüne seriyor.

Avustralya (Nüfus 25 milyon)Avustralya Çevre Departmanı tarafından yayınlanan bir raporda; 2011’de kişi başı 361 kg gıda israfı olduğu, 2013 yılında ise hane bazında gıda atıklarının ülke ekonomisine maliyetinin 8 milyar doları aştığı bilgisi yer alıyor. (https://www.environment.gov.au/system/files/pages/25e36a8c-3a9c-487c-a9cb-66ec15ba61d0/files/factsheet-food-waste_0.pdf -2016)

Başka bir araştırmada ise, her yıl çöpe atılan 5 milyon tondan fazla yiyeceğin 9.000 Olimpik yüzme havuzunu dolduracak büyüklüğe ulaştığı; her beş alışveriş poşetinden birinin çöpe atılması ile birlikte hane başı yıllık 3.800 doların da çöpe atıldığı; ev çöplerinin % 35'inin gıda atığından oluştuğu; gıda israfının 2030’a kadar Avustralya ekonomisine her yıl 20 milyar dolara mal olacağının tahmin edildiği; 2017’de Avustralya’nın yıllık gıda israfının 8,95 milyar kg olarak gerçekleştiği ve en büyük 9. gıda israf eden ülke olarak listede yerini aldığı belirtiliyor. (2019-Tracking the future of food waste in Australia, Karize De La Cruz-Western Sydney Unv.)

ABD (Nüfus 330 milyon)Amerika Birleşik Devletleri’nde her yıl kişi başı 280 kg civarı gıda israfı gerçekleşiyor. 2017'de ABD’de hane bazında yaklaşık 39,6 milyon tonu yaş gıda olmak üzere ülke bazında yıllık 91 milyar kg toplam gıda israfı gerçekleşmiş. (Statista)
Yapılan araştırmalar Amerika’nın tek başına İngiltere, Almanya, Fransa İtalya ve İsviçre’nin toplamından daha fazla gıdayı çöpe attığını gösteriyor.

İsviçre (Nüfus 8.57 milyon): 2017'de gerçekleşen gıda israfı yaklaşık 2,8 milyon ton, kişi başı yıllık 330 kg önlenebilir gıda atığı tarımsal üretimin % 37'sine eşdeğer. Bu israf kişi başı yıllık 600 İsviçre Frangı ve ülke bazında 5 milyar doların (5 milyar frank) üzerinde bir ekonomik maliyet oluşturuyor. (The Federal Institute of Technology Zurich (ETH Zurich) 2019)

Kanada (Nüfus 37.59 milyon)%63’ü yenilebilir durumda kişi başı yıllık 200 kg'dan fazla gıda çöpe atılıyor. 140 kg civarında yenilebilir durumdaki gıdanın hane başı maliyeti 1100 doların üzerinde. Kanada’nın 2,2 milyon ton önlenebilir evsel gıda atığının maliyeti ise 17 milyar doları aşıyor. Ülke bazında 4,5 milyar kg gıda israf ediliyor. (The National Zero Waste Council, Research on household food waste in Canada-2019):

Kanada’da her gün çöpe atılan bazı gıdaların rakamsal değeri:
2.400.000 patates
1.225.000 elma
1.200.000 domates
1.000.000 bardak süt
 750.000 somun ekmek
 555.000 muz
 450.000 yumurta
Günlük miktarları 365 ile çarptığımızda ortaya çıkan rakam dudak uçuklatacak cinsten.

Fransa (Nüfus 66,99 milyon): Statista’nın yaptığı ankette Fransızların %23'ünün sık sık ekmeği çöpe attığı, % 9'unun ise düzenli olarak et ve balıkları çöpe attığı belirtiliyor. Fransa’da kişi başı gıda israfı yıllık 106 kg. Gıda İsrafı Yasasına rağmen israf edilen 10 milyon ton gıdanın ekonomik maliyeti yıllık 16 milyar Euro.

İngiltere (Nüfus 66,79 milyon): Hükümet tarafından finanse edilen ve kar amacı gütmeyen bir kuruluş olan Wrap, 2007’de ülke bazında yıllık 11,2 milyon ton olan gıda israfının o zamandan bu yana 9,5 milyon tona düştüğü bilgisini paylaşmış 29 Eylül’de. Yine de son bir yılın gıda israfı ile Wembley Stadyumu yaklaşık 20 defa doldurulabilir.

Ayrıca Meksika, Almanya, Finlandiya, İtalya ve Belçika ilk on ülke arasında yerini alıyor. Liste bu şekilde uzayıp gidiyor, ancak ortaya çıkan tablo gerçekten dehşet verici. Ülkeler gıda israfının küresel bir sorun olduğunun altını çizseler de, sorunu çözecek politikaları üretmekte yetersiz kalıyorlar.

Tarım ve Orman Bakanımız Bekir Pakdemirli’nin çeşitli açıklamalarında yer alan bilgilere baktığımızda ülkemizdeki gıda israfı rakamlarının da memnuniyet verici olmadığını görüyoruz.

Türkiye'deki gıda kaybı neredeyse %40 Civarında, üretilen sebze ve meyvelerin %50'sinde kayıp yaşanıyor, günlük olarak 5 milyon civarında ekmek, hizmet sektöründe işletme başına yılda 4,2 ton gıda, 2 bin lt içecek israfı gerçekleşiyor. Ülkemizde her yıl yaklaşık 19 milyon ton gıda çöpe gidiyor, bu miktar üretilen gıdanın neredeyse 5’te 1’ini oluşturuyor. Gıda kaybının sadece % 2’si (10 milyar TL) 360 bin ailenin asgari geçim rakamına, %5’i ise (25 milyar TL) 900 bin ailenin 1 yıllık asgari geçim rakamına eşdeğer.


“…Yiyin, için, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (A‘râf Sûresi, 31)


Fatma Çağıran


Tuesday, February 9, 2021

PAHA BİÇİLEMEZ VARLIKLARIN KONTROLÜ...

Hakiki değerini ölçmenin hiçbir yöntemi ve imkânı olmayan varlıkları saklayan bir banka düşünün. Her ülkede en az bir veya iki tane olmak üzere dünyanın dört bir yanında binlerce şubeleri olan, yükte hafif pahada ağır varlıkları saklayan, tohum bankaları bunlar. Bir de bu zincir bankaların bir nevi ana kasası olarak nitelenebilecek bir Küresel Kasa var.

İnsan hareketliliğinin olmadığı Arktik Okyanusu\"nda bir takımadada, tam zamanlı çalışan personeli olmayan, kara ulaşımı olmayan, yüksek güvenlik önlemleri ile korunan, erişimin çok zor ve kısıtlı olduğu bir banka bu. Adına Kıyamet Ambarı da denilen dağa oyulmuş bir Küresel Tohum Deposu.

Bu banka dünyadaki tüm bitki türlerini, özellikle “endemik” türleri tek elde toplamak üzere tasarlanan NATO destekli bir proje. Norveç hükümetiyle ‘Kültür Bitkileri Çeşitliliği Küresel Fonu\" (Global Crop Diversity Trust) ve Kuzey Genetik Kaynaklar Merkezi tarafından da destekleniyor.

Uluslararası Tarım Araştırmaları Enstitüsü tarafından organize edilen, dünyanın dört köşesinden toplanarak yerel "gen bankaları"nda saklanan tohum örnekleri, bu devasa kasaya taşınıyor. Sürekli yeni tohum numuneleriyle zenginleştirilen kasa, böylece fikir ve kurucu babalarının “tekel” alanına dönüşüyor.

“Gıdayı sonsuza kadar güvence altına alma” sloganıyla geleceğe vurgu yapan, tohum bankaları zinciri ve küresel kasanın hissedarları ise ABD menşeli uluslararası birkaç şirketten oluşan bir konsorsiyum.

“İnsanlığın son umudu” olarak tanıtılan Küresel Kasa projesine; ABD, İngiltere, Norveç, Almanya, İsviçre ve Kanada`nın devlet fonlarından yıllık yaklaşık 125-150 bin dolar aktarıldığı, Küresel Hasat Çeşitliliği Örgütü’nün yıllık 125-150 bin dolar arasında finansman sağladığı, Microsoft`un kurucusu Bill Gates’in kendini “Asya ve Afrika`daki çiftçilere yardıma adadığını” beyan ederek Gates Vakfı aracılığıyla tohumların hazırlanması ve ulaşım ücretlerini tamamen “iyilik” gayesiyle karşıladığı biliniyor. Ayrıca Dünya Bankası, çok uluslu şirketler ve vakıflar da bağışçılar arasında yer alıyor.

Bu tohum bankalarının en büyüğü ABD hükümetine ait. Diğerleri büyükten küçüğe doğru; Çin, Rusya, Japonya, Hindistan, Güney Kore, Almanya ve Kanada’da bulunmaktadır. İlaveten CGIAR seçtiği ülkelerde tohum bankaları zincirlerini işletmekte.

Dünya tohum tekelini elinde tutan konsorsiyumun, kurdukları lobilerle faaliyet gösterdikleri ülkelerde, kendi çıkarlarına hizmet edecek yasaları çıkarttırdıkları bilinen bir gerçek.

“Siyasi ve gıda güvencesi olmayan bölgeler” olarak belirledikleri ülkelerde (Suriye, Irak, Kuzey Afrika, Afganistan, vb.) “iyi niyetle” verdikleri hibeler karşılığında ve uluslararası anlaşmalarla baskı kurarak, yerel bankalarda saklanan tohumları küresel kasaya vermeye “yönlendirdikleri ve zorladıkları” da yaygın bir kanı.

Numunelerin ortadan “kaybolması” ise özellikle çatışma ya da iç savaş (çıkarılan) yaşanan bölgelerde sıklıkla görülen bir durum.

Bilim muhabiri Virginia Gewin, Mayıs 2015’te Ensia dergisinde yayınlanan makalesinde konuyla ilgili ilginç bilgiler paylaşıyor.

Suriye’de iç savaşın başlamasıyla, bölgenin kontrolünü ele geçirmeye çalışan farklı gruplar camileri, kiliseleri, mezarları, bölgedeki paha biçilmez eserleri yakıp, yıkıp yağmalarken, bütün bu savaş ve yıkımın arasında sadece bir “tohum” deposu ayakta kalır.

Halep’in 32 km güneyinde kurulu bir saha araştırma istasyonu ve tohum bankası olan “Kuru Alanlarda Uluslararası Tarımsal Araştırma Merkezi” (International Center for Agricultural Research in Dry Areas), 128 ülkeden yaklaşık 150.000 farklı buğday, arpa, mercimek ve bakla tohumundan oluşan eşsiz bir koleksiyona sahipti.

2012’nin başlarında depoyu ele geçiren “isyancılar”, biyolojik çeşitliliği korumanın ne kadar önemli olduğunun farkına varırlar ve beş Suriyeli ICARDA personelinin koleksiyonu koruma-çoğaltma programına devam etmelerine izin verirler.

Halep’te “güvende olmayan” paha biçilemez değerdeki yaklaşık 150.000 çeşitlik tohum koleksiyonu ve çoğaltılmış numuneler, Suriye\"deki durum kötüleşmeden önce Türkiye ve Lübnan üzerinden Küresel Tohum Kasasına taşınır. Numunelerin çok az bir kısmı ise Lübnan ve Fas’a aktarılır.

ICARDA\"nın genetik kaynaklar birimi başkanı Ahmed Amri, “isyancıların bu farkındalığının” kendileri için çok büyük bir “şans” olduğunu söyler.

Suriyeli savaşçıların ICARDA’nın tohum bankasına neden dokunmadıkları ise; şirketin saygınlığına ve personelin “isyancıları” bunun önemi konusunda “ikna etmiş” olmasına bağlanır. (https://www.croptrust.org/in-the-news/ensia-gene-banks-future-agriculture/ )

ICARDA, “yeryüzündeki geniş genetik çeşitliliğin kaybolmaması için “başka yerlerde depolanmak üzere” tohum toplayan ve kopyalar oluşturan yüzlerce mahsul gen merkezinden sadece biridir.

Suriye örneğinin benzerleri iç savaş çıkan başka ülkelerde de görülür. Afganistan, Burundi, Ruanda ve Solomon Adaları’ndaki iç savaş ve çatışmalar nedeniyle tohum bankası mahsulleri taşınır, “kaybolur veya yok edilir”.

Irak ise başlı başına bir vahamettir. Irak’a “demokrasi” götüren ABD askerleri karşılığında Kadim Mezopotamya havzasının yüzlerce yıllık eşsiz tohum depolarını yağmalayarak, ABD (konsorsiyum) için “gıdayı sonsuza kadar güvence altına alırlar”. Savaşla birlikte Irak’a kabul ettirilen bir yasa ile de Irak halkının hayati kaynaklara erişimi tamamen kısıtlanır. (15 Temmuz işgal girişimine bir de bu açıdan bakmak gerek)

2011\"de Tayland\"daki tohum bankalarını su bastığında, orada saklanan 20.000 pirinç numunelerinden bazıları sonsuza dek “kaybolur”. Filipinler\"in ulusal tohum bankası, 2006\"da sel hasarından kurtulur ancak 2012\"de “yangınla yok olur”. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün.

Dünya genelinde sayıları 1.750 civarında olan tohum bankaları, 2 milyonu “endemik” tür olmak üzere yaklaşık 7,4 milyon tohum çeşidini kapsayan devasa bir koleksiyona sahip. Küresel Kasa ise tek başına 4,5 milyon tohum barındırma kapasitesine sahip.

Dünyadaki özel tohum bankalarını, CGIAR olarak bilinen “küresel konsorsiyum” kontrol ve idare etmekte. 1977’de Suriye Merkezli kurulan ve 60 civarında ofisi olan ICARDA da, Uluslararası Tarımsal Araştırmalar Danışma Grubu (CGIAR) tarafından desteklenen 15 merkezden biri.

Küresel Kasa\"nın eski Koordinatörü Ola T. Westengen ile Program Başkanı ve Crop Trust Genebank Platform Koordinatörü Charlotte Lusty,  Nature Plants dergisinin geçen haftaki sayısı için \"Suriye\"den Svalbard\"a Küresel Tohum Mirasının Korunması\" başlığıyla yazdıkları makalede, “koleksiyonun kurtarılış hikâyesini” anlatırlar.

Küresel Kasa 2008’de faaliyete geçtiğinde (savaşın başlamasından 3 yıl önce)  ilk numunelerin ICARDA tarafından Suriye’den getirilmesiyle başlayan hikâyede; ülkelerin “kendi gen bankalarında bir sorun olması durumunda” değerli koleksiyonları saklamak için küresel kasanın en güvenli yer olduğu anlatılıyor.

Personelin profesyonelliği ve uluslararası işbirliğinin önemine dikkat çekilen makalede; savaş patlak verdikten sonra Suriye’den çıkarılan tüm tohumların % 83\"ünün Türkiye ve Lübnan üzerinden Norveç’teki Küresel Kasaya aktarıldığını, 13.939 adedinin Türkiye\"deki Ulusal Gen Bankası\"na aktarıldığını;  Tel Hadya tohum bankasındaki 141.052 adet tohumun, neredeyse % 99\"unun başarıyla kurtarıldığını ve savaş sebebiyle 1.657 tohumun kaybolduğunu” da yazmışlar, mutlu sonla biten masalda.

(“Savaş sebebiyle kaybolan” 1.657 adet tohumun dökümü ve akıbeti merak uyandırıyor elbette.)

 (https://www.seedquest.com/news.php?type=news&id_article=122695 )

2017 itibariyle Türkiye, küresel kasaya en çok numune gönderen 15. ülke olarak geçiyor kayıtlara.

Türkiye’de bugün 2 tohum gen bankası ve 18 arazi gen bankası bulunuyor. Tohum gen bankalarından biri İzmir’de, Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü bünyesinde 1964’ten bu yana faaliyet gösteriyor. Dünyadaki tohum gen bankalarının ilk örnekleri arasında yer alan merkez, 1974’den beri “Ulusal Gen Bankası” adıyla çalışmalarını sürdürüyor. Burada, gelecek nesillere aktarılmak üzere yaklaşık 60 bin tohum örneği ve 3 bin 500 civarında “endemik” bitki türü koruma altında tutuluyor.

Diğer tohum gen bankası ise Ankara’da. Tohum örneklerinin güvenlik yedeklemelerinin yapılması amacıyla 1988’de Ankara Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü bünyesinde başlatılan çalışmalar, 2010’a gelindiğinde iyice olgunlaştı ve “Türkiye Tohum Gen Bankası” adıyla faaliyete geçildi. Ankara’daki merkez 250 bin tohum saklama kapasitesine sahip. Türkiye Tohum Gen Bankası aynı zamanda, dünyadaki en önemli 10 gen bankası arasında gösteriliyor.

Küresel Kasaya taşınan tohumların bir kısmının çoğaltılmış numuneleri olsa da, geçmişte ortadan “kaybolan” tohumlar göz önüne alındığında savaşlar, terörist eylemler, güçlü salgınlar, yangınlar ile yok edilmesi işten bile olmayacak. Bu durum, ABD’nin (konsorsiyumun) siyasetine karşı gelen ülkeleri tohumdan mahrum bırakma noktasına çok kolay evrilebilecek büyük bir risk taşıyor.

Bu sebeple dünyanın gıda arzı, toplumların ve devletlerin istikbâli, hiçbir surette “seçilmiş” birkaç devletin, şirketin, kişinin eline geçmemelidir. Dünyadaki tüm tohum çeşitleri bir araya getirilip kontrol altına alındığında, çıkartılabilecek kaos senaryolarını düşünmek bile dehşet verici.

Fatma Çağıran